Osmanlı’nın Meşhur Mimarı Koca Sinan

Osmanlı’nın Meşhur Mimarı Koca Sinan

Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu himayesindeki kentlerde nasıl bir fırsat eşitliğinin olduğunun kanıtı gibidir. Tarih otoritelerinin kimine göre Ermeni, kimine göre de Rum asıllı olduğu söylenir. Kayseri doğumludur. Osmanlı’daki gayrimüslim çocukları devşirme ve orduya kazandırma sistemi ile Osmanlı ordusuna katılmıştır. Yeniçeri bölüklerinde, üst rütbelere kadar yükselmiş ve daha sonra mimari özellikleri ile ön plana çıkmıştır.

Mimar Sinan
mimar-sinan

Mimar Sinan

Osmanlı Ordusu Günleri

Osmanlı ordusunun seferlerinde Köprü yapımı gibi işleri üstlenen Sinan’ın dehası bir şekilde Sarayın ilgisini çekmiş olacak ki, Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir anda baş mimarlığa kadar yükselmiştir. Mimar Sinan, Süleymaniye Camii, Selimiye Camii, Şehzade Camii, Mihrimah Sultan’ın Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri başta olmak üzere muhteşem camiler yapmıştır. Yapıları Padişah ailesi ile sınırlı kalmamış, Sadrazamlar ve devletin ileri gelenleri adına da birçok eser meydana getirmiştir. Örneğin Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa için Tophane’de yaptığı cami, ya da Eminönü’nde Rüstem Paşa için yaptığı camiyi örnek verebiliriz.

Rüstem Paşa Camii

Bu arada Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan yapıları arasında en küçük eserlerden biridir fakat, iç bezeme ve süsleme açısından en öne çıkan camilerden biridir. Rüstem Paşa Camii’nin İznik Çinileri, dönemin en kaliteli çinileridir ve camiye görüntü açısından muhteşem bir görsellik katar.

suleymaniye-mimar-sinan

Süleymaniye Camii

Mimar Sinan Ve Kanuni Sultan Süleyman

Mimar Sinan, üç Padişaha hizmet etmiştir. Bunlardan ilki elbette Kanuni Sultan Süleyman’dır. Onun ardından II.Selim ve III.Murad dönemlerinde de sarayın baş mimarı olarak görev yapmıştır.

Mimar Sinan’ın Eserleri

Uzun bir yaşam süren Mimar Sinan’ın Eserleri alt alta not edildiğinde uzun bir liste oluşturacak kadar fazladır. Bu sebeple Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu’nun en üretken mimarı olarak tarihe geçmiştir.

Dışarıdan Süleymaniye Camii
istanbul-camileri-mimar-sinan

Dışarıdan Süleymaniye Camii

Hayattayken ve ölümünden kısa bir süre sonra hazırlanan listelerden, en az 477 yapıda onun imzasının olduğunu ve bunlar arasında 107 cami, 74 medrese, 56 hamam, 52 mescit, 45 türbe, 38 saray, 31 kervansaray, 22 imaret ve 9 köprü yer aldığını biliyoruz.

Süleymaniye Camii ve  Selimiye Camii gibi dev projelerin yanında, İstanbul’u süsleyen diğer eserlerinden bazıları şunlardır: Topkapı semtinde Kara Ahmed Paşa Camii (1558-1560), Eminönü semtinde Rüstem Paşa Camii (1562), Edirnekapı semtinde Mihrimah Sultan Camii (1571), Sultanahmet’te Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi (1572), Kasımpaşa semtinde Piyale Paşa Camii (1574), Babaeski ilçesinde Semiz Ali Paşa (1565), Lüleburgaz ilçesinde Sokollu Mehmed Paşa Camileri (1570).

Kılıç Ali Paşa Camii
kilic-ali-pasa-mimar-sinan

Kılıç Ali Paşa Camii

Mimar Sinan oldukça uzun bir hayat sürmüş ve 98 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Life Of Sinan The Architect

Architect Sinan was the best architect that Ottoman history ever known. He was an extremely creative and productive person on his field. Perhaps the most efficient architect of his era. He live in 16th century, when the Ottoman Empire’s power, wealth and influence hit the top. Therefore he was able to create a lot of buildings with the monetary support of Ottoman Sultans.

16th century, however, was the Ottoman Empire’s magnificent century. The quality of goods were increased dramatically, so they produced best material as well as intricate work of art. Sinan adorned his mosques with beautiful Iznik Tiles and high quality calligraphy. Accomplished masters were always behind him, during his constructions all around the Ottoman lands. Power and borders of Ottoman influence was massive in the 16th century. Sinan built many things from Balkans, to Caucasus; from Istanbul to the Mediterranean cities. Map Of Ottoman Empire was covering millions of square meters and the Empire was located in the center of all trade routes of ancient times.

The secret of Architect Sinan’s greatness, was his unique architectural style. He managed to create a mixture of architecture that of Seljuk Empire, Ottomans and Byzantine Empire. He was inspired by the Central Asian  Seljuk architecture as well as the  Byzantine (Hagia Sophia) architecture. Somehow he was able to use the features of Seljuk Architecture and Byzantine Architecture together.

Seljuk Architecture contains some Mongolian features as well. It has resemblance with the Mughal Architecture of India, Mongol Architecture of Semerkand and Great Seljuk Turks of Isfahan.


Önerilen Diğer Yazılar:

Kariye Ve Ayasofya Mozaikleri

İstanbul’un Tarihi Eserleri

Amerika Ve Avrupa Vizesi Almak


Serhat Engül

Kariye Ve Ayasofya Mozaikleri

Kariye Ve Ayasofya Mozaikleri

İstanbul’un tarihi yarımadasına giden yerli turistler, ekseriyetle Sultanahmet bölgesini gezerler. Sultanahmet’in paha biçilemez eserleri olan Ayasofya, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, hatta zaman yeterse İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı insanın tüm gününü alır. Gezinin sonunda Kapalıçarşı’dan da geçmek farzdır. O rengârenk baharat dükkânlarına, hediyelik eşyacılara ve göz kamaştıran kuyumculara bakmadan geçmek elbet olmaz.

Yalnız bu hengâmede gözden kaçabilen bir gizli mücevher vardır. Geçmişin Chora Kilisesi ve sonradan Kariye Camisi, günümüzün ise Kariye Müzesi olan Edirnekapı’daki muhteşem tarihi yapıdan bahsediyorum. Kariye, Bizans döneminde şehirden uzak bir manastır olarak inşa edildiği için tarihi şehrin merkezi olarak gördüğümüz Sultanahmet ve çevresinden oldukça uzaktır. Eski İstanbul’u çevreleyen surların dibindedir ve özellikle yüzyıllar öncesinin İstanbul’unda böyle ücra denilebilecek bir köşeye inşa edilmiştir. Manastırlar özünde inzivaya çekilen insanların ibadethanesidir ve orada yalnızca dine ve Allah’a yönelirler. Bu yüzden Kariye gözden kaçar.

Kariye Müzesi Mozaikleri
kariye-muzesi-mozaikleri

Kariye Müzesi Mozaikleri

Muhteşem Mozaikler

Kariye’nin ana mekânı aslına bakarsanız uzun yıllardır ziyarete kapalıdır. Tadilatta olduğunu duyunca ziyaret etmekten cayan eminim yüzlerce kişi vardır. Ancak Kariye Müzesi’nin esas önemli kısmı, şu an tadilatta olan merkez mekân değil, dış koridorları ve mezar şapelidir diyebiliriz. Zira Bizans döneminden beri en iyi korunmuş tarihi mozaikler iç ve dış koridorlarda bulunur ve bu kısımlar halen ziyarete açıktır.

Ana mekânda yalnızca bir adet mozaik bulunurken, iç ve dış koridorlarda yüzlercesi vardır ve bazıları hala ilk günkü kadar ışıltılı ve güzeldir.

ayasofya-muzesi-mozaikleri

Ayasofya Müzesi Mozaikleri

Kariye Ve Ayasofya

Kariye Müzesi, aynı Ayasofya gibi melez bir kültürün inceliklerini ve güzelliklerini sunar. Örneğin Ayasofya önceleri kilise, sonraları ise cami olarak kullanıldığı için Müslümanlık ve Hristiyanlık dönemi eserleri yan yana görülebilmektedir. Kariye de aynı şekilde Kuran-ı Kerim’de adı geçen iki Semavi dinin güzel izlerini taşır. Bu izlerin 1000 yıla kadar uzanan bir geçmişe sahip olması da insanı etkileyen ve hatta büyüleyen bir özelliktir. Tarihi mekânları gezerken bazen insanın içini bir hayranlık ve nostalji hissi kaplar. Ayasofya Müzesi’ni gezerken bunun çok insanın içinden geçtiğine eminim. Aynı hisleri tekrar ve başka bir yerde yaşamak isterseniz Kariye’yi ziyaret etmeyi ve Kariye Müzesi mozaikleri ile bir çeşit dejavu yaşamayı pas geçmeyin derim.

Kariye’nin tarihinden biraz bahsedecek olursak. Kesin inşa tarihi ve kimin tarafından yaptırıldığı tam olarak bilinmiyor. Yapının bilinen tarihi 11.Yüzyıl’dan başlıyor. İmparator Aleksios yıkılmaya yüz tutmuş manastırı baştan inşa ediyor. Onu takip eden yüzyıllarda Teodoros Metokhites isimli bir Bizans yüksek bürokratı, tüm servetini kiliseyi güzelleştirmeye adıyor ve bugün gördüğümüz o renkli mermerler ve muhteşem mozaikleri, dönemin en kabiliyetli sanatçılarına yaptırıyor. Bunun sonucu olarak da, bu küçük ve güzel yapı dönemin en güzel ibadethanesi olup çıkıyor.

Kariye Müzesi Bizans Mozaikleri

kariye-muzesi-bizans-mozaikleri

Kariye Bizans Mozaikleri

Kariye Müzesi’nin Dünü Ve Bugünü

Osmanlı döneminde bu güzel ibadethanenin farkına varan Osmanlı yöneticileri, bu kiliseyi bir cami olarak halkın hizmetine açıyorlar. O tarihten itibaren burası Edirnekapı Kariye Camii olarak biliniyor. Cumhuriyetin ilanında sonra ise yapı bir müzeye çevriliyor ve uzun yıllar süren çalışmaların ardından, yüzyıllar boyunca alçı altında kalmış sanat eseri mozaikler gün ışığına çıkıyor.

Günümüzde İtalya’nın Ravenna kentindeki San Vitale Bazilikası, Ayasofya Müzesi ve Kariye Müzesi’ndeki mozaikler; dünyanın en önemli Bizans sanat eserleri olarak kabul ediliyor. Gerçi Ayasofya’da çok az sayıda mozaik günümüze kadar ulaşabilmiş. Kariye Müzesi’nde ise yüzlercesi var. Ayasofya mozaikleri genelde 8.Yüzyıl ile 13.Yüzyıl tarih aralığında iken, Kariye Müzesi mozaikleri ise görece olarak biraz daha yeniler. Daha fazla bilgi için Ayasofya Mozaikleri Gezi Yazısı yazısı işinize yarayabilir.

Kariye Müzesi mozaikleri 13.Yüzyıl’a tarihleniyor. Bu tarih geç Bizans dönemi olarak tanımlayabileceğimiz bir dönem ve Avrupa’daki Rönesans kıpırtılarının da başladığı döneme çok yakın. Tarihçiler Kariye’nin mozaiklerini, Bizans’ın yıkılışı öncesi Rönesans kıpırtıları olarak tanımlıyorlar.

Özel Tur Rehberi İle Kariye Gezisi

İstanbul’un en eski tarihi eserlerinden Kariye Müzesi ve Ayasofya Müzesi gibi yerleri, tecrübe sahibi bir tur rehberi ile gezmek, tarih dağarcığınıza kıymetli bilgiler ekleyecektir. Zira Kariye Müzesi içindeki mozaikler, ilk kez ziyaret eden biri için oldukça karmaşıktır. Kariye Müzesi’ni ziyaret ettiğinizde, eğer bir rehber kitaptan ayrıntılı bilgi okumadan gittiyseniz; paha biçilemez Bizans mozaiklerinin belli bir sırayı takip ettiğini fark etmezsiniz.

Şayet çok iyi bir araştırma yapsanız bile, yapının iç ve dış koridorlarını süsleyen yüzlerce yıllık mozaiklerin sırasını takip etmek pek mümkün değildir. Çünkü Azize Meryem’in hikayesini anlatan mozaikler iç koridorda başlar ve dış koridorda devam eder. Ancak belli bir noktadan sonra tekrar iç koridora dönülmesi gerekmektedir. Oldukça karmaşık fakat bir o kadar da keyifli olan bu mozaikleri profesyonel bir tur rehberi eşliğinde gezmenizi öneririm. Bu konuda tecrübeli ve bilgili bir rehbere ulaşmak isterseniz, İstanbul İngilizce Kokartlı Tur Rehberi isimli sayfayı ziyaret edebilir ve bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Serhat Engül


Blog’tan Diğer Yazılar:

Osmanlı Dehası Mimar Sinan

İstanbul’un Tarihi Eserleri

Amerika ve Avrupa Vizesi

 

İstanbul’un Muhteşem Tarihi Eserleri

İstanbul’un Muhteşem Tarihi Eserleri

İstanbul, Türkiye’nin kalbinin attığı şehir. Yirmi milyona yaklaşan nüfusu ile çok kalabalık olsa da, halen tüm ülkeden insanları mıknatıs gibi kendine çekiyor. Elbette bunun sosyal ve kültürel sebepleri var. Kimisi iş için geliyor, kimisi okumak için, kimisi de sadece bir süre kalıp, meşhur İstanbul’un tadına varmak için… Fakat tüm bu insanların ortak bir özelliği var, İstanbul’u bir kez gördüklerinde büyüsüne kapılıp, bir daha kolay kolay ayrılamıyorlar.

Günümüzde çok insanın hayali İstanbul’u terk etmek. Aslında benim de öyle… Hepimiz kaçıp kurtulmak istiyoruz şu kentin trafiğinden, itiş kakışından, gürültüsünden ve hay huyundan. Fakat bir şekilde, bir sebeple yine bırakıp gidemiyoruz İstanbul’u… Tası tarağı toplayıp giden tek tük insan var elbet. Fakat onlar da sayılı… Gerçekten kolay değil düzeni tersine değiştirmek. Her şeyi bırakıp gitmek. Her şeyi derken, sanki İstanbul’daki her şey bizimmiş, İstanbul’da yaşayan insanlarınmış gibi söylediğime bakmayın, aslında ne yapabiliyoruz ki?! Kaç etkinliğe katılma şansımız oluyor? Kaç tane konsere, hangi tiyatro oyununa gidiyoruz veya hangi semti her köşebaşını ezberleyecek kadar gezme şansı veya zamanı bulabiliyoruz? İş için belki buluruz bu zamanı, benim kastettiğim şey hobi! Sırf keyif için İstanbul’un altını üstüne getirmekten bahsediyorum. Yapan var elbet! Ama kaç kişi?…

Neyse işte böyle serzenişte bulunuyoruz İstanbul’a, ama bir Boğaziçi’ni gösterse, birkaç cami silüeti arka planda, ya da Beyoğlu’nun, Sultanahmet’in güzel sokaklarından birini keşfetmene vesile olsa; kandırıveriyor seni yine ve kalıyorsun. İşte böyle İstanbul, hemen aklını çeliveriyor insanın.

Ben elimde fotoğraf makinesi ile İstanbul sokaklarını dolaşıp, fotoğraf çekmeyi seven biriyim. Son dönemlerde çektiğim fotoğrafların bazılarını sizlerle paylaşmak isterim. Umarım beğenirsiniz.

Topkapı Sarayı

Asırlarca Osmanlı sultanlarına ev sahipliği yapmış muhteşem bir saray. 1453’te İstanbul’un fethini takiben, Fatih Sultan Mehmed yaşamaya başlamış ilk olarak içinde, sonra da 24 Osmanlı Sultanı daha… İstanbul’un en güzel tarihi eserlerinden birisi… Gezmekle bitecek gibi değil koskocaman. “Topkapı Sarayı Gezi Rehberi” yazısında ayrıntılı bir şekilde bahsettiğim üzere, Sultanların ikametgahı burası ve her metrekaresinde tarih yatıyor.

topkapi-sarayi

topkapı sarayı

Ayasofya

Haşmetli Ayasofya, güzel Ayasofya… Hayatımın aşkı olan tarihi eser işte burada… 18 yaşında ilk ayak bastığım günden beri kalbimin tam ortasında yeri var bu muhteşem eserin. Yıllarca hakkında okumadık kaynak bırakmadım, belki 500 kere ziyaret ettim. Atıyor diyeceksiniz ama gerçekten gittim 500 kere… Çünkü ben bir tur rehberiyim, işim bu o yüzden. 🙂

Ne anlamaktan usandım, ne de anlatmaktan usandım Ayasofya’yı… Çünkü öylesine muhteşem bir yer ki, hala anlamaya çalışıyorum. Her bakışımda yeni bir şey görüyorum. Yüzlerce de gidilse, bir köşesinde yeni bir figür, bir oyma, bir ikona görmek mümkün. İnsana kendini yüzlerce farklı şekilde ifade edebilen eser Ayasofya… Evet işte aynen bu dediğim şekilde: Kendini ifade edebilen eser. Büyüleyen bir edayla… Buna da gezi rehberi kaleme almıştım.

dsc_0177-001

Ayasofya

Four Seasons Hotel Sultanahmet

Biraz reklama giriyor ama herkesin bildiği ismiyle telaffuz etmek zorundayım. Şimdi Sultanahmet hapishanesi desem kaç kişi anlayacak ki! Evet yanlış duymadınız, Selçuk mimarisi ile Osmanlı mimarisinin harika bir karışımı olan bu melez bina, bir zamanlar hapishaneydi. Hatta Türkiye için yıllarca kötü reklam olan Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi)  filmi bu hapishaneye gönderme yapıyordu.

Şimdilerde çok lüks bir otel olan bu tarihi binada konaklamak için turistler yüzlerce dolar ödüyorlar. Yani hapishane hücrelerinde kalmak için… Ne kadar restore edilmiş olsa da aslı bu… Geçmişte hapishaneler bile bir başka güzelmiş be arkadaş!

sultanahmet-four-seasons

Sultanahmet Four Seasons

Sultanahmet Camii

Sultan Ahmed’in 1609 ila 1616 yılları arasında inşa ettirdiği bu cami muhteşem bir tarihi eser. Ben turlarımda elbette bu güzel camiyi övüyorum ve tarihsel önemini belirtiyorum. Fakat şunu da demeden geçmiyorum. Bu cami İstanbul’un en büyük veya en önemli camisi değildir. Bundan özel bir tane daha var: Süleymaniye Camii. Peki neden özel? Mimar Sinan yapmış da ondan, Kanuni Sultan Süleyman için yapılmış da ondan.

Sultanahmet Camii, doğal olarak lokasyonundan dolayı çok tercih ediliyor ve Türkiye’ye gelen turistler burayı görmeden gitmiyorlar. Çok gezilen, görülen bir yer olduğu için İngilizce bir ismi bile var: Blue Mosque. İçindeki muhteşem İznik çinileri sebebiyle mavi camii adı verilmiş. Çok da yakışmış. Zira mavi renkleri muhteşem.

sultanahmet-camii

Sultanahmet Camii

İşte bu da Sultanahmet Camii’ne, Mavi Camii denmesinin sebebi… Muhteşem bir mavi!

architectural-design-of-blue-mosques-dome

Mavi Camii Kubbesi

Süleymaniye Camii

İşte bu da diğer camimiz. Muhteşem Süleyman’a atfen, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş, İstanbul’un en hakim tepelerinden birine pırlanta gibi yerleştirilmiş Süleymaniye… O tepeden Haliç’i, Beyoğlu’nu ve tüm şehri mağrur bakışlarla inceliyor. Dediğim gibi Mavi Cami yerinden dolayı çok ziyaret edilir ve Süleymaniye ise dikkatli turistler haricinde gözden kaçırılır. Varsın az ziyaret edilsin. O da böyle özel bir yer olarak kalsın. Hakikaten aşırı ziyaret edilince tarihi eserler çok daha çabuk yıpranıyor.

suleymaniye-camii

Süleymaniye Camii

İşte size bir de Eminönü’nden tarihi yarımada manzarası… Bu fotoğrafı vapur sahilden ayrılırken çekiverdim. Işık ve açı ne güzel denk gelmiş. Süleymaniye uzaktaki tepeden bize bakıyor. Önünde ise Eminönü’nün simgesi Yeni Camii. Yanında da Mısır Çarşısı’nın meydanı var. Her zaman dopdolu, her zaman yoğun ve güvercinlerin uçuştuğu…

istanbul-camileri

Yeni Cami ve Süleymaniye Camii

Şimdilik bu kadar hoşça kalın.

  • Fotoğraflar yazar tarafından çekilmiştir. Her hakkı saklıdır.

Blog’tan Diğer Yazılar: 

Osmanlı Mimarı Koca Sinan

Amerika Ve Avrupa Vizeleri

Kariye Müzesi Mozaikleri